TARİHE YOLCULUK

08.30 – 09.30 – Sille’nin tarihi atmosferinde kahvaltı

09.30 – 10.30 Tarihi sille Sokaklar, Aya Eleni Kilisesi, Sille Müzesi, Zaman Müzesi Mum atölyesi, Çini satış alanları

10.45 – 11.30 Tropikal Kelebek Bahçesi

12.00 – 13.00 Konya’nın tarihi merkezi Alaaddin Tepesi ve Camii, İnce Minare Medrese Müzesi, Karatay Medresesi Müzesi

13.15 – 13.45 Şems-i Tebrzi Türbesi

14.00 – 15.00 Öğle Yemeği

15.00 – 16.00 Mevlana Türbesi

16.15 – 17.00 13. Yüzyıl Konya’sına yolculuk için Panorama Konya Müzesi

17.30 – 18.30 Tarihi Konya Bedesteni

 

Tarihe Yolculuk
Konya’da bir gününüz var ise bunu dolu dolu geçirmeye ne dersiniz?

Hızlı trenden, uçaktan, otobüsten ya da otomobilinizden indiğinizde yaz kış Konya sabahlarını sevmenizi sağlayacak o serin esinti yüzünüzü okşayıp sizi kendinize getirdiğinde artık bu şehirde geçireceğiniz güzel bir güne hazırsınız demektir.

Tarih, kültür, gastronomi, doğa yolculuğuna hazır mısınız?

Önce sizleri binlerce yıllık bir tarihin içinde kahvaltıya davet ediyoruz. Sille’nin taş sokaklarında geleneksel evlerinde yöresel kahvaltınızı yapıp çayınızı yudumlarken fazla değil yalnızca 100 yıl öncesinde burada yaşayan farklı dinden farklı kültürden insanın binlerce yılda burayı nasıl nakış nakış işlediğini hayal edebilirsiniz. Mağaralarda başlayan yaşamın, her köşesi anlamlandırılmış taştan evlerde nasıl dostça devam ettiğini bugün bile hissedebilirsiniz. Camiileri, kiliseleri, müzeleri, seramikçileri, çömlekçi, mumcuları ile Konya’nın tam merkezinde başka bir kültürün kapılarını açıyor size Sille…

Sille’deki birkaç saatlik tarih ve kültür yolculuğunuza bu defa Alaeddin Tepesi’nde devam edebilirsiniz. Alaeddin Tepesi, Konya’nın düzlüğüne başkaldırmış, koca bir devletin başkentini kucaklamış, kalesini sırtında taşımış asırlar öncesinden Türkiye Selçuklularının izlerini üzerinde barındıran bir tepe. Zirvesindeki Alaeddin Camii Konya’nın bir payitaht olduğunu hatırlatacak size. Camiinin mihrabındaki turkuaz çiniler, minberindeki kündekari sanatı kendine hayran bırakacak. Avlusundaki türbede yatan Selçuklu sultanlarımızı ziyaret etmeyi unutmayın.

Tepenin eteklerinde inciler gibi duran medreselerden önce İnce Minare’nin taşlara kazınmış güzelliğini ziyaret edin. Daha giriş kapısındaki ayetlerin ve işlemelerin zarafeti sizi büyüleyecek ve Selçuklu’nun sanat anlayışını gösterecektir. Buranın etkisinden kurtulmadan çinileri ile sizi bekleyen Karatay Medresesi’ne çevirin yönünüzü. Kubbesinden duvarlarına mor, turkuaz çinileri ve banisi Selçuklu’nun büyük vezirlerinden Celalettin Karatay sizleri bekliyor.

Bu kültür vadisi içinde artık yol sizi yavaş yavaş Mevlana’ya yaklaştırıyor. Yol üzerinde Mevlana ve Şems-i Tebrizi’nin ilk karşılaştıkları Marecel Bahreyn’de durup o anı yaşadıktan hemen sonra yolun tam karşısında Mevlana’nın ailesi ile hatta daha sonra Şems ile beraber kaldığı Altunaba Medresesi’nin bulunduğu yer şimdiki İplikçi Camii’ne ilerleyin. O taşların camiinin Konya’nın pirleri ile o dönemdeki saadetine tanıklık ettiğini unutmadan ayrılın oradan.

Rüyaya biraz ara verelim şimdi. Acıktığınızı hissediyor gibiyiz. Konya Mutfağı’nın eşsiz lezzetleri sizi bekliyor. Tek günlük ziyaretleriniz için öğle yemeğinde sıcak ve biraz da ekşili bir bamya çorbası ile o meşhur çıtır çıtır Etliekmeği tatmanızı tavsiye ederiz.

Yöresel lezzetleri tattıktan sonra 2000 yıl boyunca bu şehre çarşı – pazar olmuş Tarihi Konya Bedesteni’ne giderek o yöresel lezzetlerin yapıldığı bamya başta olmak üzere kurutulmuş gıdaları, mis gibi kahve ve şekerlemeleri –ki bunların en meşhuru Mevlana Şekeri ve Konya Sarmasıdır- bulabilir, kıyafet ve ayakkabıdan kuyumculara kadar pek çok dükkana aynı yerde ulaşabilirsiniz. Çini bir semazen biblosu alarak evinizi süsleyebilir, sarraflar çarşısında kuyumcuların Mevlana özel koleksiyonları ile kendinizi şımartabilirsiniz.

Bedestenden ayrıldıktan sonra tam karşınızda Mevlana Türbesi’nin yeşil kubbesinin sizi karşıladığını göreceksiniz. Meydanda Selimiye Camii ve Mevlana’nın yeşil kubbesinin uyumunu fotoğraflamak için makinelerinizi hazırlayın!

Müzenin girişindeki Gül Bahçesi sessizliği ile sizleri içerinin huzur dolu atmosferine hazırlıyor. Müze içinde, türbede, derviş hücrelerinde, mutfakta, kısaca Konya Mevlevihanesi’nde Mevlana ve ailesinin huzurunda huzura doyacaksınız. Buraya bir defa gelmişseniz bir daha çağrılacaksınız unutmayın!

Bu tarihi yolculuktan hemen sonra gününüzü Konya’nın soğuk kışından ya da kuru yazından nemli tropik bir iklimde sonlandırmaya ne dersiniz? Yol sizi bu defa Tropik Kelebek Bahçesine götürüyor. Kapıdan içeri girdiğinizde 24 derece sıcaklık ve nem karşılıyor sizi. Kuş ve su sesleri eşliğinde; omuzunuzda ve başınızın üzerinde uçuşan kelebeklerle, böcek müzesinde ve çiçek bahçesinde de hoş vakitler geçireceğinize eminiz.

Bu arada Kelebek Bahçesine giderken 42 bin kişilik top şeklinde Konya Sporun renklerini taşıyan yeşil beyaz Konya stadyumuna dikkat ettiniz mi?

Artık akşam yemeği vaktinde Konya’yı yukarıdan izleyebileceğiniz Akyokuş Tepesinde Konya Mutfağı’nın eşsiz lezzetlerini tatmaya devam edebilirsiniz. İsterseniz o zengin menü içinde istediğiniz bir tanesini isterseniz tamamını tadımlık olarak yiyebilirsiniz. Bizim önerimiz tek günlük ziyaretinizde tüm menüyü tatmanız; fırın kebabından tirite, ekmek salmasından patlıcan kebabına, etli ekmekten su böreğine yaprak sarmasına, höşmerim helvasından sac arasına hiçbir lezzetten mahrum kalmamanız.

Eğer hala Konya’da bir gün daha konaklamak için ikna olmamışsanız yine gelmenizi temenni ederek sizi şehrimizden uğurlayabiliriz.